RADİKAL: Daha önce Zoka'yı Kâmil Güler sunuyordu Zoka'yı. Neden bir değişiklik oldu?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Ben tv8'de bir proje yapıyordum, Zıbın diye.

RADİKAL: Ne projesiydi?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Şov programıydı. Konuksuz, sadece skeç şov.

RADİKAL: Yayınlanmadı değil mi?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Yayınlandı.

RADİKAL: A öyle mi? Ne kadar?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Bir bölüm. Dolu dolu bir bölümlük geçmişimiz oldu. O zamanlar tv8 daha haber kanalı formatında olduğu için yaptığımız absürd işler tv8'e biraz uzak kaldı. O proje bittikten sonra Genel Yayın Yönetmeni Ender Bölükbaşı, Zoka'yı benimle beraber yapmak istediğini söyledi. Fakat o sırada ben TRT'de başka bir projeye başladım. Kâmil Güler'le anlaştılar. Güler ilk 13'ü bitirdikten sonra başka teklifler aldı, benim de o sırada TRT'deki programım bitmişti. Böylece ben sunmaya başladım.

RADİKAL: Tiyatro bölümünden mezunsunuz değil mi?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Evet, Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü.

RADİKAL: Programa başlamadan önce tedirgin oldunuz mu, yapabilir miyim acaba diye?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Eğer yeteneğiniz varsa, bu program bunu rahat rahat sergileyebileceğiniz bir platform sunuyor. Her şey doğaçlama. Başlarda biraz tedirgin oldum ama ikinci bölümden sonra attım tedirginliğimi. Hiç tanımadığım insanlarla iletişim kuracağım için, nasıl bir tepki alırım, sopa yer miyim diye düşündüm.

RADİKAL: Bizim millet gerektiğinde gayet asabi olabildiği için, uyarmak yerine hemen girişebilir. Korkmuyor musunuz?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Korkmuyorum. Biraz kalıplı bir insan olduğum için kurtarıyorum. "Daha kısa boylu, cılız olsaydın girmiştim ben sana," diyen oldu.

RADİKAL: Bir de genelde mülayim tiplere rastlıyorsunuz. Meselâ oto tamircisi rolündeyken adama "Bin arabaya, çalıştır motoru," diye emirler yağdırıyorsunuz ve hiç ikiletmeden hepsini yapıyor. Nasıl oluyor bu?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Adam arabasıyla bir tamirciye geliyor ve karşısına böyle bir tip çıkıyor. Elindeki bezi ıslatarak su fışkırtan ve 'ööööooo' filan diye bağıran bir herif... İlk başta bir garipseme yaşıyor. Sonra bakıyor ki diyalog devam ediyor, "Arabada ne var?" diye soruluyor, yani iş işliyor ama herif garip. Alışıyor. Açık vermezseniz çok net şekilde insanlar size inanıyorlar. Oyunculuğun amacı da bu. Oynamak değil de inandırmak. Bir nevi yalancılık, oyunculuk.

RADİKAL: Genelde karşınızdaki hiç sorgulamıyor. Meselâ teknik terimleri uyduruyorsunuz, bilgisayar oyunlarını araya sıkıştırıyorsunuz.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Evet, fotoğrafçı rolündeyken 'Bu makinenin Counter Strike'ı var, Doom 3'ünü açalım bunun,' diyorum.

RADİKAL: Uyanmıyor mu kimse?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Uyanmıyor. Ama çöp olan Zokalarımız oldu.

RADİKAL: Neden?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Yarısında fark eden oldu. Ama ben abarttım. Meselâ tamirci rolündeyken, adama LPG yerine piknik tüpü getirdim. Ya da bir baharatçıda, bir kadına baharat verdim. "Ne kadar?" dedi. "80 milyon," dedim küçücük baharata. "Dalga mı geçiyorsun sen benimle?" deyip çıktı, gitti.

RADİKAL: Parayı almak için tanımamış rolü yapanlar oluyor mu?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Yani beni Zokalayanlar oluyor mu?

RADİKAL: Evet.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Olmadı. Fark ediyorsun. Sokakta önümden geçiyorlar meselâ. Aynı adam yedinci kere geçip benle göz teması kuruyor. En sonunda "Pardon, iyi misin?" diyor. "İyiyim," diyorum, soru sormuyorum, gidiyor.

RADİKAL: Tiplemeleri nasıl belirliyorsunuz?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Önce mekânı ve meslekleri belirliyoruz, sonra Alper Mestçi (Serin Duruş-Shockhaber.com) ile neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. Ben bir tipe bürünüyorum, oynuyorum. Çok güldüğümüz şeyleri kullanıyoruz. Ama üzerine çok fazla konuşmuyoruz; çünkü doğaçlama. Araba tamircisi, U-Turn'de Billy Bob Thornton'ın oynadığı araba tamircisinin Türk versiyonuydu.

RADİKAL: Hiç gülmeniz gelmiyor mu?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Bir kere geldi. Japon bir kadına antikacıda Zoka yapıyordum. 20 milyon TL verince "Aa yeşil Atatürk," dedi.

RADİKAL: "Zoka'dasınız!" deyince, Zoka'nın ne olduğunu bilmeyenler oluyor mu?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Araba tamircisinde "Zoka'dasınız," deyip parayı verdim. "Gerçek mi?" dedi, "Yok şaka," dedim, parayı geri verdi.

RADİKAL: Soruları o anda mı belirliyorsunuz?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Hayır, önceden belirleniyor. Aralarında nasıl bağlantı kuracağımı düşünüyorum sadece.

RADİKAL: Sizin en beğendiğiniz bölüm hangisiydi?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Araba tamircisi. Ama veterineri daha çok beğeniyorum. Beni mutlu eden bir absürdlük düzeyinde. Mezgite apandisit ameliyatı yapıyorum. Kalp masajı yaparken kadın köpeğiyle yanımda. "Köpeğinizin dirseği kaymış, tabii Nişantaşı'nda vitrin bakarken köpeği çekiştirip duruyorsunuz. Köpeğinize 25 mg Viagra yazıyorum," diyorum.

RADİKAL: Çoğu kişi Zoka'nın başka bir kanalda yayınlanması halinde daha çok izleneceğini ve sizin daha popüler olacağınızı düşünüyor.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Benim popüler olmam kötü bir şey. Büyük bir kanalda yayınlansa, şu anda sokakta çok daha fazla kişi beni tanıyor olacak. Ama büyük kanallardan bu programı almak için istek geldi. Bunu değerlendirecek olan tabii ki yapımcımız Osmantan Erkır.

RADİKAL: Sizi deli gibi görenler var mı?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Deli? Siz öyle mi gördünüz?

RADİKAL: Kötü anlamda sormuyorum.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Garip herif anlamında mı?

RADİKAL: Evet.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Normalde de böyleyim. Meselâ annem "Ne zaman ciddisin, ne zaman değilsin, anlayamıyorum," der. Onun dışında bir garipliğim yok. İki elim, iki kolum var. Kız arkadaşlarım da oldu, asosyal değilim yani.

RADİKAL: Peki en çok neye ilginiz var hayatta?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Evde Play Station oynuyorum. Gitar çalmayı severim. Besteler yapıyorum, şiir yazıyorum. Birkaç yıl önce Yılmaz Erdoğan'ın şiir CD'sini dinledim. İlgimi çekti. Ben de yazayım böyle bir şey dedim. Okuldaki tiyatro hocalarına yolladım, "Yılmaz Erdoğan'ın yeni şiiri," diye. Hepsinden "Mükemmel, adam bitirmiş işte," diye mailler geldi. Demek Yılmaz Erdoğan ismi altında beğeni toplayabildim deyip şiire başladım. Erdoğan'la kalmadım, Cemal Süreyalara kadar gittim.

RADİKAL: Ankaralı mısınız?
ŞAHAN GÖKBAKAR: İzmirliyim. Annem Ankara'da yaşıyor. Babam hayatta değil. İki yıldır kardeşimle burada yaşıyorum.

RADİKAL: İstanbul, Ankara'dan çok farklı mı?
ŞAHAN GÖKBAKAR: İstanbul, benim alıştığım temponun çok üzerindeydi ilk geldiğimde. Etiler'de bir ev buldum, taşındım. Sonra evden çıkmaz hale geldim. Çünkü burada iletişim kurmak çok zor. Bir gün kralsınız, ertesi gün dilenci... Burada trafikte sarı yok, kırmızıdan yeşile geçiyor. Ankara'da sarı var. Burada kuşlar hızlı uçuyor, telde beklemiyor. Ankara'da oturuyor, bekliyor. Böyle bir hızı var bu şehrin. Çabuk tüketiliyorsunuz, ama benim o kadar çabuk tüketilmeye niyetim yok.

  Recep İvedik Resimleri
Recep İvedik Gala Resimleri
Recep İvedik Fragmanı

Şahan | Şahan Gökbakar | Fotoğrafları | Ropörtajlar | Zoka | Dikkat Şahan Çıkabilir Skeçleri | Full Bölümler

blog stats
Türkçe Arama Motoru