HÜRRİYETİM: Zoka öncesi neler yapıyordunuz?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Önce Zıbın diye bir projede bulundum, on ay uğraşmıştık üzerinde ama istediğimiz gibi yapamadık. TRT kökenliyim ben, 7. Gün'ü sundum. Tabii, ben biraz dangıl dungul kaldım orada ve beş bölüm sonra bana ‘Teşekkür' ettiler. Daha sonra Zoka çıktı karşıma. 13 bölümü zaten çekilmişti. O programın ya üstüne çıkacaktım ya da düşecektim. Alper Mestçi ile Zoka'yı yarışma, bilgi formatından çıkartıp daha eğlenceli ve komik bir hale getirmeye çalıştık. Tadından yenmez durumda bitti Zoka. Şimdi değişik varyasyonlarını deneyeceklermiş. Onlarda ben yokum, devam etmeyi istiyordum fakat zamanım yok artık.

HÜRRİYETİM: Dikkat Şahan Çıkabilir projesi nasıl başladı?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Artık insanlar Türkiye’de cinnet geçirme noktasına geldiler komedi konusunda. Çünkü, Cem Yılmaz diye bir fenomen var, ama televizyonda değil. Televizyondakilere bakıyorsun, yıllardır ekmek kaç para esprileri, mesaj veren skeçler, üç yıl boyunca osurarak uçan bir kahraman var. Ciddi bir komedyen eksiği var Türkiye’de. Halk bunu istiyor diye verilen standardı düşük espriler yerine içinde sürekli mesaj barındırmayan bir iş yapmaya karar verdik. İlk üç bölüm sonunda halk bunu istiyor diye bir şey olmadığını fark ettim. Halk biziz bu arada, halk diye yaşayan ayrı bir form yok. İnsanlar artık biraz daha zekice espriler istiyor. Türkiye’de mesaj vermeyen espriyi Cem Yılmaz yaptı, yırtındı adam bunun için. Güldürürken düşündürmek ne demek? Biz de televizyonda ilk defa bu misyonu üstlenen bir ekibiz. Mesaj vermek gibi bir amacımız yok.

HÜRRİYETİM: Doğaçlama program yapmak biraz riskli değil mi?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Ben daha rahat ediyorum. Biz de biliriz önceden oturup, yedi metin yazarı koyup, espri çıkartmaya çalışmayı. Türkiye’de gerçekten çok ciddi komik metin yazarı grubu yok. 20 tane metin yazarı düşünse bulamaz burada doğaçlama olarak ortaya çıkanları.

HÜRRİYETİM: Cem Yılmaz, ‘Her şeyin esprisinin yapılmayacağını’ söyler. Sizin tabu konularınız var mı?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Tabii var. Cem’in söylediği şey aslında şöyle bir şey; arkadaş arasında her şeyin esprisi yapılır ama kitlelere her şeyin esprisi yapılmaz. Benim tabularım, inanç meseleleri, politika mesela. Küfürden de hoşlanmıyorum.

HÜRRİYETİM: En çok da küfre güldüğümüz söylenir.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Evet, var böyle bir şey ama bu işin kolayına kaçmak işte. Cem Yılmaz sahnesinde küfür de eder, çünkü oradaki kitle daha sınırlı. Bir de küfür üzerine espri yapmak farklı bir şey. Küfür edip güldürmeye çalışmakla, bir şey anlatırken araya amiyane argo sözler koymak arasında fark var. Kolayına kaçmak kötü bir şey. Her ülkenin kendine ait bir tarzı var. Friends gibi bir dizi yapacağım ben de, kimsenin tanımadığı oyuncularla. Amerikalılar Friends’e gülüyorsa, biz osurarak uçan bir kahramana mı gülmek zorundayız?

HÜRRİYETİM: Siz kimlere gülüyorsunuz?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Sadece Cem Yılmaz’a gülüyorum aslında. Bazen Okan Bayülgen ve Beyaz’a da. Talkshow işinde çok başarılılar. Yabancılardan Peter Sellers ve Jay Leno’ya gülüyorum.

HÜRRİYETİM: Cem Yılmaz'dan çok bahsediyorsunuz, onu mu örnek alıyorsunuz?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Şimdi herkes benden şöyle şeyler bekliyor: Cem Yılmaz kim ki! Ben onun tahtını elinden alacağım gibi, yani Berkut gibi tepkiler bekliyorlar benden. Ben iddialıyım. Çünkü yaptığım işe, kendi beynime, kendi yeteneğime çok güveniyorum. Çok zor bir iş yapıyoruz, gerçekten bir emek veriliyor buna gibi söylemleri de hiç anlamıyorum. Ne gerek var bu edebiyatlara? Senin işin bu kardeşim. Doktor, dört buçuk saat neşter sallıyorum, o kanlı bağırsakları görmenizi isterim o kadar zor ki, diyor mu? Bakıldığı zaman herkesin yapamayacağı bir iş yapıyorum ama bir yerde de izlenip bittikten sonra uyduya sinyal olarak gidip uzay boşluğunda kaybolan bir iş yapıyorum yani. Bir bant olarak televizyonun arşivine gidiyorsun. Betacam'ları da belli bir süreden sonra oturup siliyorlar, senin üzerine belki de Esra Ceyhan çekiyorlar...

HÜRRİYETİM: Komedyenlerden daha sade bir hayat bekleniyor. Tanınıp popülerleştikçe çok başarılı bulanlar bile burun kıvırmaya başlıyor.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Bu çok doğal. Sadece on kişinin kullandığı güzel bir bardak olsa, diğer insanların o bardağı kullanmıyor olması size bir özellik katıyor. O dönem bardak da size ilgi gösteriyor. Sonuçta üzerindeki etiket sürekli değişiyor, kazanılan para ve sorumluluk artıyor. Oysa, bardak hep aynı bardak. O zaman insanlar diyor ki; 10 liraydı bu bardak, biz buna destek verdik şimdi 100 lira oldu, bozuldu. Aidiyet hissini kaybetmek yüzünden oluyor bu tepki. Şimdiden mesela bana büyük kanala geçme, kendinden ödün vermek zorunda kalırsın biz seni sevemeyiz, diyenler oluyor. Bu korkuyu anlayabiliyorum, ama ne yapabilirim 55 yaşıma kadar TV8’de program mı yapayım?

HÜRRİYETİM: Dikkat Şahan Çıkabilir, Ata Demirer’in Korsan Tv’deki çıkışı gibi görülüyor.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Biliyorum, yeni Ata Demirer de diyorlar ama bunu demek için biraz düşünmek gerekiyor önce. Herkes televizyonda Olacak O Kadar ve Rating Hamdi’yi gördü skeç, şov olarak. Bunların dışında bunu yapan tek Ata Demirer vardı. Levent Kırca ve Hamdi Alkan da daha çok, bugün Bush olalım, Saddam olalım, sarhoş taklidi, uçan adam yapalım üzerine olduğu için geriye bir tek Korsan Tv kalıyor. Ama onda da tamamen özgün tipler yoktu. Benim böyle bir tarzım yok. Sadece televizyonda yapılan saçmalıkların eleştirisi var bende. Engin Jurnal’e baktığın zaman Reha Muhtar gibi olduğunu anlıyorsun ama birebir Reha Muhtar demiyorsun. Korsan Tv metinli bir programdı sonuçta, bu doğaçlama bir program. Ata Demirer de çok yetenekli, konservatuar mezunu, iyi bir göze ve kalbe sahip bir insan fakat tarzlarımız kesinlikle farklı. Bir ünlüyü taklit etmek bana komik gelmiyor. Beni Bülent Ersoy taklidi güldürmüyor. Ama Ata bundan zevk alıyor, o öyle yapıyor, ben böyle yapıyorum.

"BENİ DE KATTILAR KAVUK TARTIŞMASINA"

Beni de kattılar o tartışmanın içine. Kavuk Şahan’a demeye başladılar. Kavuk olayı en son Cem Yılmaz’a patladı ama daha da gider bu. Ferhan Şensoy’un kavuğu devretmek gibi bir düşüncesi yok. Ben yaşıyorum niye devredeyim diyor. Cem Yılmaz, kuru temizleyiciye göndersinler diyor, niye bana verilmiyor diye soranlar oluyor. Kim ne yapmak istiyorsa yapsın bence o kavuğu, bana vermek istiyorlarsa bana versinler, vermek istemiyorlarsa benim zaten bana kavuk verin diye bir isteğim yok. Fazla üzerinde düşündüğüm bir şey değil. Cem Yılmaz’ınki de değişik bir bakış açısı. Kavuğun içindeki önemli aslında. Elvis Presley’in gitarı gibi İsmail Dümbüllü’nün kavuğu. Bana verilse geberircesine sevinip ‘Kavuk bende çatlayın işte’ diye bir durumum olmaz, onurla kabul ederim.

  Recep İvedik Resimleri
Recep İvedik Gala Resimleri
Recep İvedik Fragmanı

Şahan | Şahan Gökbakar | Fotoğrafları | Ropörtajlar | Zoka | Dikkat Şahan Çıkabilir Skeçleri | Full Bölümler

blog stats
Türkçe Arama Motoru