# Yeni programınla ilgili tepkiler nasıl?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Şu ana kadar çok iyi tepkiler aldı. Farklı ve komik buluyor insanlar. Gülmüyoruz diyene rastlamadım açıkçası. Zoka'dan sonra izleyici kitlesini kendine çekmeyi başardı.

# Peki Zoka bitti mi tamamen?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Valla iki aydır durduk, çekmiyoruz. Bitti herhalde. Gerçi ileride ne olur bilemem ama şu an için bitmiş gözüküyor. Zoka bir format sonuçta ve yayın hakkı Osman Tan Erkır'ın elinde. Ayrıca şu anki program haftada neredeyse beş günümü alıyor. Yorucu bir iş. Zoka olsa bile nasıl olur acaba diye düşünüyorum açıkçası.

# Tv8 kanalında olman sebebiyle yeterince tanınmadığını düşünüyor musun?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Şu an için bir anlaşmam var kanalla ve bu anlaşma 2005'in sonuna kadar sürecek. Gerçi bu, yayındaki programla sınırlı bir anlaşma. Başka neler olur bilemiyorum. Ama ben Tv8'de mutluyum, çünkü diğer kanallara göre daha rahat hareket edebiliyorum. Mesela benim programı Show Tv'de yapsak çok ağır eleştiriler alabiliriz. Düşünsene, ben kendi işimi yapıyor olacağım ama aynı kanalda bir de 'Prensimi Arıyorum' diye on dört tane güzel kızımız koca arayacak yani.

# O kızları programında işlemeyince büyük kanallara göz kırpıyorsun sanmıştım.
ŞAHAN GÖKBAKAR: (Gülüyor) Oraya yol yapıyorum evet. Şaka maka başka kanalda yapsak çizgiyi bir kademe geriye alıp biraz daha 'light' bir şeyler yapmak gerekebilir. Bunu pek istediğimi söyleyemem. Zaten şimdi bile belli bir kontrol mekanizması işlemek zorunda. Her istediğimi maalesef yapamıyorum.

# TV'de çıkışın ve tanınman çok hızlı oldu.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Evet, hızlı gelişti. Zoka'da Alper Mestçi'yle birlikteydik zaten. Zoka bitince Murat Toktamışoğlu ve Alper'le oturduk, bir şov yapalım dedik. Yapınca da bir anda telefonlar gelmeye başladı her yönden. Gazeteler, köşe yazarları, Perihan Mağden'in yazması filan, her şey çok hızlı gelişti. Komiklerden daha önce piyasada olanlar, mesela Türkiye'nin en iyi ismi Cem Yılmaz çok ilgi gösteriyor bana şu anda. Zaten onunla da bir skeç yaptık. Ben böyle bir sabah uyanıyorum Huysuz Virjin arıyor filan. Çok garip bir hayat oldu.

# Peki bu şan şöhret sonrası 'Benim istediğim bu muydu, değil miydi' diye düşünmeye vaktin oldu mu? Bir yerden sonra ipler elinden kaçabilir çünkü.
ŞAHAN GÖKBAKAR: Aslında o konuda kendimi pek kasmıyorum. İstediklerim bu muydu, hayatım böyle mi gitsin, insanlar beni böyle mi tanısın, ben hep komik olmak zorunda mıyım gibi felsefi giriş çıkışlarım olmuyor. Şu anda sadece 'Şu programı yapayım, kendimi de iyi anlatayım' derdindeyim. Ayrıca gelecekle ilgili çok fazla ana yollu hayallerim yok. Şimdilik çok rahat gidiyor benim için işler. İleride de inşallah böyle devam eder.

# "Ünlü olacağımı hep hissederdim" demişsin. Nasıl bir histi bu?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Evet, çocukken bile hissederdim. Ortamdaki hallerime güveniyordum. Bakıyordum insanlar benimle eğleniyorlar, mutlular. Herkes bana 'Çok komiksin, ileride çok iyi olacaksın, ünlü filan olursun' diyordu. Okulda öğretmenlerim de aynı şekilde davranıyordu. Dört yandan gazı alıyordum. Sonra ortamda da farklı bir adamdım, hissediyordum biraz. Tiyatro sınavına girdim, onu da çaat diye kazanınca 'Tamam' dedim, bu iş bitti. Ama şan şöhret filan aslında hepsi toz bulutu. Şu TV karesinin içinde gördüğünüz her şey, ben de dahil olmak üzere bir toz bulutu yani. Bu yapılan programlar boşlukta dağılıp yok olan, yayımlandıktan sonra hiç değeri kalmayan bir kaset olan ve ikinci 40 dolarlık betacam'i almamak için sildiğin bir olay haline geliyor. Yapana kadar günlerce çalışıyorsun ama yayımlanıyor ve bitiyor.

# Mizahın en büyük düşmanlarından birisi alışmak. İnsanlar zaman içinde sürekli yenilenmeni istiyorlar. 'Dikkat suyu çıkabilir' olmasın diye neler yapıyorsun?
ŞAHAN GÖKBAKAR: (Gülüyor) Evet yenilenmek lazım. Yakında ünlüleri de programa katarak formatı birazcık değiştireceğiz. Bu Cem Yılmaz'la başlayacak ve ondan sonra da isteyen ünlüleri davet ederek eğlenmeyi hedefliyoruz. Biraz 'Saturday Night Live' havasında olacak.

# Uzun zaman Ankara'da yaşadığını biliyoruz. Orada olmakla İstanbul'da olmak arasında nasıl farklar var?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Ankara bana mutluluk verirdi. Gece üçte çıkarsın, sokaklar bomboştur. Arabanı kullanırsın, düşünürsün. İstanbul öyle değil, 24 saat bir curcuna. Hiç bitmiyor. İstanbul hızlı, Ankara yavaş.

# İstanbul'un nerelerini seviyorsun?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Pek çok yeri sevip benimsiyorum ama Taksim'de Beyoğlu'nda dolaşmak pek hoşuma gitmiyor. O huzursuzluk ortamı beni rahatsız ediyor. Ne olacağı belli değil ya, etrafta böyle sürekli bir bela kokusu. Bir elin cebinde paralarını tut, diğer elinle telefonunu tut, yürü, insanlarla göz göze gelmemeye çalış; çünkü 'Ne var lan' filan diyebilir biri. 'Ne bakıyon lan' diye üzerine gelebilir. 'O kadar Zoka'yı yaparken iyi, di mi ipne' diye cart bıçağı sokabilir. Herkes içkili ya o caddede, sarhoş caddesi ya orası, herkes Allaha emanet. Adam yanında kız arkadaşıyla geliyor, ben karşıdan geliyorum, kız da beni tanıdığı için şöyle bir bakışıyoruz. Göz göze, iki saniyede geçiyoruz. Kızın yanındaki adam geçince duruyor, dönüyor, bana bakıyor. Tedirgin oluyorum. Ben paranoyak, takıntılı biriyim. Mesela bir gün dalmışım yürüyorum Taksim'de, zaten tedirginim yürek havada yürüyorum; bir yere bakıyordum, kafayı çevirdim tam dibimde bir adam, "Aha yakaladım seni!" dedi bana. "Hasss" diye kalakaldım, korktum, içim titredi. "Herkesi zokalarken iyi" diyor adam, sırıtıyor. "Abi sağol" filan dedim, "Çok korktum yahu" dedim. "Hahahaha" diye başladı gülmeye, "Korkma oğlum" dedi. Hakikaten İstanbul'da o kadar çok manyak insan var ki, iki saniyeyi geçen bakışmalardan kıllananlar var yani.

# Nerelere gidersin İstanbul'da?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Yeniköy'de Emek Kafe diye bir yer var. Denizin kıyısında, çok güzel bir yer. Bir tane balıkçı var Arnavutköy'de Adem Baba diye, oraya gidip ara sıra balık yiyorum. Rumelihisarı'nda kahvaltı etmeye gidiyorum.

# Peki kızların ilgisi nasıl?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Kızların ilgisi dehşet. "Sakın paltosuz dışarıya çıkma hayatım", "Boynuna atkı takmadan sokağa çıkma, ne olur sesine çok dikkat et" gibi mailler geliyor. Resim filan gönderiyorlar, yanıt vermiyorum tabii. (Gülüyor)

# Cosmopolitan bile seninle röportaj yaptı. Nasıl bir histi?
ŞAHAN GÖKBAKAR: Valla ben Cosmoyu duyunca Sex and the City'deki gibi kadınlar gelecek filan zannettim. Arkadaşlara da dedim ki "Bizi yalnız bırakın burada". (Gülüyor) Derken bir kadın geldi, hiç umduğum gibi değil. Oturdu böyle, "Evet, istersen konuşalım" filan dedi. "Kadınlar hakkında ne düşünüyorsun" diye sorunca, işte dedim şöyleler böyleler, "Tam 24 yaş açıklamaları" demez mi. Ben de kadınlarla igili biraz sert çıktım. Ben senin gibi kadınları hiç sevmem filan dedim. Garipti valla. Bana seks hayatıyla ilgili açıklamalarda bulunodu. İlginç bir deneyim oldu açıkçası. Siz de bunu sorunca şaşırdım hakikten.

# Bir İstanbul hatırası
ŞAHAN GÖKBAKAR: İstanbul'a ilk geldiğimde başıma çok saçma işler geldi, abuk sabuk şeyler yaşadım. O yüzden de biraz manyaklık başladı bende. Mesela, taksinin içinden kafayı uzatıp taksi durağındaki adama adres soruyorsun, küfrü yiyince afallayıp kalıyorsun. Bir keresinde Digiturk'ü arıyordum, taksici bir durağın önünde durdu, ben de "Digiturk binası nerede?" diye sordum. Adam "İn de adam gibi sor, hayvan piç" demez mi bana. Böyle kaldım orada. Sonra geldi yanıma, açtı taksinin kapısını, "İn lan aşağı" dedi bana. İndim. Taksiciye de "Git la sen de" dedi, para vermeden onu da gönderdi. Koluma girdi, arkadaşları da "Aman" diye işaret yapıyor karşıdan. "Abi nooluyo ya" diyorum ben; herif de kolumda. "Bah, beşinci sim kartımı da gaybettim, çok sinirliydim, kusura bakma. Delikanlısın gel seni Digiturk'e götüreyim" dedi. Lan bana ne senin sim kartından! "Alıyorum alıyorum takarken düşüyor, nerde bu lann" diye sinirlenmiş adam, bana patladı. O anda ben de tam adamına adres sormuşum. Böyle bir adam var işte, böyle bir adamla karşılaşabiliyorsun. O zaman da tedirgin oluyorsun. Ben pek gitmiyorum Taksim'e. Tarihi dokusunu çok seviyorum ama. (Gülüyor) Bazen Taksim'i görmek istersem, ki geliyor bazen öyle Taksim hastalığı, The Marmara'nın camının arkasına geçip 12 milyona bir kahve içip Taksim'i izleyip dönüyorum.

# Şahan'dan inciler

» Liseye kadar hep ODTÜ Koleji'nde okudum. Hep milletvekili çocukları, korumayla gelen tipler vardı okulda. Bizim dönemde Tansu Çiller'in oğlu vardı, Berk. Futbol maçı yapardık mesela, Berk'e sert girdin mi korumalar girerdi sahaya "Yavaş lan" diye. Berk topu alınca herkes dururdu, o da milleti çalımlayıp gol atar, sonra da sevinirdi. Öyle bir çocukluk geçirdik yani.

» İstanbul'da iki senedir pide, pizza, lahmacun, hamburger yiyorum sürekli. Ankara'da annem neler yapıyordu yahu. Çok özlüyorum. Bir de ben uzun bir ilişkiden çıktım. Uzun ilişkiler insanı şişmanlatıyor.

» Düşen kadına hiç tahammül edemem. Sevgilimin ayağı takılır da düşerse hemen ayrılırım. Neden bilmiyorum, böyle bir takıntım var. Kaç kez ilişkiyi bitirdim bu yüzden. Bunu yazmayın ha, sır bu... Aman diyeyim sakın yazmayın.
  Recep İvedik Resimleri
Recep İvedik Gala Resimleri
Recep İvedik Fragmanı

Şahan | Şahan Gökbakar | Fotoğrafları | Ropörtajlar | Zoka | Dikkat Şahan Çıkabilir Skeçleri | Full Bölümler

blog stats
Türkçe Arama Motoru